top of page

Bize Ulaşın

Sürdürülebilirlik, inovasyon ve risk yönetimi süreçlerinizi daha güçlü hale getirmek için SusdeX ekibiyle iletişime geçin.

 

Sorularınızı yanıtlamak, ihtiyaçlarınıza uygun çözümler sunmak ve sürdürülebilir dönüşüm yolculuğunuzda size destek olmak için buradayız.

+90 (262) 678 88 00

Gebze OSB Teknopark Kemal Nehrozoğlu Cad. 507/8/Z01 Kocaeli / Türkiye

1. Sektörün Kapsamı ve Stratejik Önemi

 

Bilgi ve İletişim sektörü, Avrupa sınıflandırma sisteminde genel olarak NACE Bölüm J kapsamında yer almaktadır. Sektör; yayıncılık faaliyetleri, sinema ve yayıncılık faaliyetleri, telekomünikasyon, bilgisayar programlama ve danışmanlık hizmetleri, bilgi hizmetleri, bulut hizmetleri, veri işleme, barındırma hizmetleri, dijital platformlar, yazılım geliştirme, siber güvenlik, yapay zekâ altyapıları ve ilgili dijital hizmetleri kapsamaktadır. Sürdürülebilirlik açısından sektör, hem diğer sektörlerde karbonsuzlaşmayı mümkün kılan bir kolaylaştırıcı olması hem de veri merkezleri, iletişim ağları, elektronik cihazlar ve yapay zekâ kaynaklı işlem gücü talebi nedeniyle giderek büyüyen çevresel etkiler yaratması nedeniyle stratejik önem taşımaktadır.

 

Avrupa Birliği’nde bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü 2023 yılında toplam brüt katma değerin yaklaşık %5,2’sini oluşturmuş ve 7,36 milyondan fazla kişiye istihdam sağlamıştır. Bu rakam toplam istihdamın yaklaşık %3,4’üne karşılık gelmektedir. Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği’ndeki işletme Ar-Ge harcamalarının yaklaşık %18’i bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu durum sektörün inovasyon ve verimlilik dönüşümündeki merkezi rolünü göstermektedir.

 

2. Ekonomik Profil ve Sektör Yapısı

 

Bilgi ve İletişim sektörü Avrupa ekonomisinin bilgi yoğunluğu en yüksek alanlarından biridir. Eurostat verilerine göre 2022 yılında Avrupa Birliği’nde bilgi ve iletişim hizmetleri alanında faaliyet gösteren yaklaşık 1,4 milyon işletme bulunmakta olup bu işletmeler yaklaşık 7,2 milyon kişiye istihdam sağlamış ve AB iş ekonomisinin toplam katma değerinin %6,6’sını üretmiştir. Sektör içerisinde en büyük payı bilgisayar programlama, danışmanlık ve ilgili faaliyetler oluşturmuş; bu faaliyetler sektör istihdamının %59,8’ini ve sektör katma değerinin %51,1’ini meydana getirmiştir.

 

Bu yapı, sektörün sürdürülebilirlik profilinin yalnızca telekomünikasyon veya medya faaliyetlerinden ibaret olmadığını göstermektedir. Yazılım, bulut bilişim, yapay zekâ, siber güvenlik, veri hizmetleri ve dijital danışmanlık faaliyetleri sektörün çevresel ve sosyal etkilerini giderek daha fazla şekillendirmektedir. Bu nedenle sektörün temel sürdürülebilirlik konusu, dijitalleşme, demateryalizasyon, akıllı enerji sistemleri, uzaktan hizmetler ve verimlilik artışları gibi olumlu etkiler ile elektrik tüketimi, donanım üretimi, veri merkezi büyümesi, su kullanımı, elektronik atıklar ve dijital eşitsizlik gibi doğrudan etkiler arasında denge kurulmasıdır.

 

3. Çevresel Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi

 

Bilgi ve İletişim sektörünün çevresel etkileri temel olarak elektrik tüketimi, sera gazı emisyonları, elektronik ekipmanların yaşam döngüsü etkileri ve soğutma sistemlerinde kullanılan su tüketimi alanlarında yoğunlaşmaktadır. En önemli çevresel etki alanı veri merkezleri ve yapay zekâ altyapılarının hızla büyümesidir.

 

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), küresel veri merkezi elektrik tüketiminin 2030 yılına kadar iki katından fazla artarak yaklaşık 945 TWh seviyesine ulaşacağını ve bunun küresel elektrik tüketiminin yaklaşık %3’üne karşılık geleceğini öngörmektedir. 2024-2030 döneminde veri merkezlerinin elektrik talebinin yıllık yaklaşık %15 oranında artması beklenmekte olup bu oran diğer sektörlerdeki elektrik talebi artış hızının dört katından fazladır.

 

IEA ayrıca 2025 yılında veri merkezlerinin elektrik tüketiminin %17 oranında arttığını, yapay zekâ odaklı veri merkezlerinde ise artışın daha yüksek seviyelerde gerçekleştiğini belirtmektedir. Bu durum yapay zekâ altyapılarının yalnızca bir teknoloji veya verimlilik konusu olmaktan çıkıp doğrudan bir sürdürülebilirlik konusu haline geldiğini göstermektedir.

 

Avrupa’da veri merkezlerinin hızla büyümesi politika yapıcılar açısından da önemli bir konu haline gelmiştir. Reuters tarafından yayımlanan ve McKinsey analizlerine dayanan değerlendirmelere göre Avrupa’daki veri merkezlerinin elektrik talebi 2030 yılına kadar yaklaşık üç katına çıkabilir. Elektrik tüketiminin 62 TWh seviyesinden 150 TWh’nin üzerine yükselmesi ve toplam Avrupa elektrik tüketiminin yaklaşık %5’ine ulaşması beklenmektedir.

 

Sürdürülebilirlik açısından bu durum çeşitli riskler yaratmaktadır. İlk olarak veri merkezleri belirli bölgelerde yoğunlaşan elektrik talebi nedeniyle enerji şebekeleri üzerinde baskı oluşturabilmektedir. İkinci olarak yeni elektrik talebinin yenilenebilir enerji yatırımlarıyla eş zamanlı karşılanamaması durumunda sektörün karbon ayak izi artabilecektir. Üçüncü olarak veri merkezlerinde kullanılan soğutma sistemleri, iklim değişikliği nedeniyle kuraklık ve su stresi yaşayan bölgelerde ek baskılar yaratabilmektedir. Dördüncü olarak sunucular, ağ ekipmanları, akıllı telefonlar ve bilgisayarların üretimi kritik hammaddelere olan bağımlılığı artırmakta ve elektronik atık oluşumuna katkı sağlamaktadır.

 

Avrupa Birliği bu alanda çeşitli düzenlemeler geliştirmiştir. Yenilenen Enerji Verimliliği Direktifi kapsamında veri merkezleri için sürdürülebilirlik ve enerji performansı raporlama yükümlülükleri getirilmiştir. Avrupa Komisyonu, veri merkezlerinin enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik performanslarını düzenli olarak değerlendirmekte ve bu değerlendirmeleri yayımlamaktadır.

 

Buna ek olarak Avrupa Birliği Veri Merkezleri Enerji Verimliliği Davranış Kuralları (EU Code of Conduct on Data Centre Energy Efficiency), veri merkezi operatörleri için enerji yönetimi, soğutma sistemleri, sunucu verimliliği, izleme ve altyapı optimizasyonuna yönelik iyi uygulama rehberleri sunmaktadır.

 

4. Döngüsel Ekonomi ve Elektronik Atıklar

 

Bilgi ve İletişim sektörünün önemli çevresel konularından biri elektronik ekipmanların yaşam döngüsüdür. Elektronik cihazlar, sunucular, yönlendiriciler, kablolar ve bataryalar; hammadde çıkarımı, üretim süreçleri, kullanım aşaması ve kullanım ömrü sonundaki atık yönetimi nedeniyle çevresel etkiler yaratmaktadır.

 

Bu kapsamda Avrupa Birliği’nin Tamir Hakkı Direktifi (Right to Repair Directive) sektör açısından önemli bir düzenlemedir. Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan düzenleme 13 Haziran 2024 tarihinde kabul edilmiş, 30 Temmuz 2024 tarihinde yürürlüğe girmiş ve üye ülkeler tarafından 31 Temmuz 2026 tarihine kadar uygulanması öngörülmüştür.

 

Bu gelişme doğrultusunda sektör şirketlerinin sürdürülebilirlik stratejilerinde ürün dayanıklılığı, tamir edilebilirlik, modüler tasarım, yedek parça erişimi, yazılım destek sürelerinin uzatılması, geri alma sistemleri, sertifikalı geri dönüşüm ve yenilenmiş ürün kullanımına daha fazla önem vermeleri gerekmektedir.

 

5. Sosyal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi

Bilgi ve İletişim sektörü yüksek katma değerli ve hızlı büyüyen bir istihdam alanı olmakla birlikte önemli sosyal sürdürülebilirlik sorunlarıyla karşı karşıyadır. Bunların başında dijital beceri açığı, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, çalışan refahı, siber güvenlik kaynaklı iş yükleri, dijital hizmetlere erişim eşitsizlikleri ve yapay zekâ ile otomasyonun işgücü üzerindeki etkileri gelmektedir.

 

Eurostat verilerine göre 2024 yılında Avrupa Birliği’nde yaklaşık 10,3 milyon bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı bulunmakta olup bu sayı toplam istihdamın yaklaşık %5’ini oluşturmaktadır. Ancak bu rakam Avrupa Birliği’nin 2030 Dijital On Yıl hedefleri kapsamında belirlediği seviyenin yaklaşık 9,7 milyon kişi altında kalmaktadır.

 

Toplumsal cinsiyet dengesi açısından da önemli bir eşitsizlik bulunmaktadır. Eurostat verileri, bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanlarının yalnızca %19,5’inin kadınlardan oluştuğunu göstermektedir. Erkeklerin payı ise %80,5 düzeyindedir. Bu durum sektörün en önemli sosyal sürdürülebilirlik boşluklarından biri olarak değerlendirilmektedir.

 

Bu nedenle sektörün sosyal sürdürülebilirlik gündeminde kadınların teknoloji alanlarındaki temsilinin artırılması, dijital beceri eğitimlerinin yaygınlaştırılması, dezavantajlı grupların dijital hizmetlere erişiminin güçlendirilmesi, yaşam boyu öğrenme programlarının desteklenmesi, algoritmik ayrımcılığın önlenmesi, kişisel verilerin korunması ve yapay zekâ uygulamalarının işgücü üzerindeki etkilerinin yönetilmesi önemli öncelikler arasında yer almaktadır.

 

6. Yönetişim, Düzenlemeler ve ESG Beklentileri

 

Bilgi ve İletişim sektöründe yönetişim riskleri giderek daha karmaşık hale gelmektedir. Sektör şirketleri kritik dijital altyapıları, kişisel verileri, siber güvenlik sistemlerini, yapay zekâ modellerini ve uluslararası veri akışlarını yönetmektedir. Bu nedenle sürdürülebilirlik yönetişimi yalnızca çevresel performansın yönetilmesiyle sınırlı kalmamakta; veri koruma, siber güvenlik, yapay zekâ etiği, dijital haklar, tedarik zinciri sorumluluğu ve şeffaflık konularını da kapsamaktadır.

 

Avrupa Birliği’nin Dijital On Yıl Programı sektör açısından temel politika çerçevelerinden biridir. Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan 2025 Dijital On Yıl Durum Raporu, 5G kapsama alanı ve uç bilişim düğümleri gibi alanlarda ilerlemeler kaydedildiğini ancak yapay zekâ, yarı iletkenler, bağımsız 5G altyapıları, dijital beceriler ve savunmasız grupların korunması gibi birçok alanda hedeflerin gerisinde kalındığını ortaya koymaktadır.

 

Buna ek olarak Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) ve Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS), büyük ölçekli bilgi ve iletişim şirketlerinin çevresel, sosyal ve yönetişim performanslarına ilişkin daha kapsamlı açıklamalar yapmalarını gerektirmektedir.

 

7. Temel Sürdürülebilirlik Riskleri

 

Bilgi ve İletişim sektörünün başlıca sürdürülebilirlik riskleri arasında veri merkezleri ve yapay zekâ kaynaklı artan elektrik tüketimi, yenilenebilir enerji arzının yetersiz kalması, enerji şebekesi kısıtları, soğutma sistemlerinde su kullanımı, donanım üretiminden kaynaklanan gömülü karbon emisyonları, kısa ürün yaşam döngüleri, elektronik atıklar, kritik hammaddelere bağımlılık, siber güvenlik tehditleri, veri gizliliği ihlalleri, algoritmik önyargılar, dijital dışlanma, teknoloji alanındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve düzenleyici uyumsuzluklar yer almaktadır.

 

Özellikle dikkat çeken risklerden biri verimlilik kazanımlarının talep artışı nedeniyle etkisiz hale gelmesidir. Sunucuların, çiplerin ve soğutma sistemlerinin daha verimli hale gelmesine rağmen bulut bilişim, veri işleme, video akışı, yapay zekâ model eğitimi ve yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşması nedeniyle toplam enerji tüketimi artmaya devam edebilir. Bu durum sürdürülebilirlik açısından önemli bir geri tepme etkisi oluşturmaktadır.

 

8. Temel Sürdürülebilirlik Fırsatları

 

Bilgi ve İletişim sektörü aynı zamanda güçlü sürdürülebilirlik fırsatları sunmaktadır. Dijital teknolojiler akıllı şebekeler, yenilenebilir enerji entegrasyonu, kestirimci bakım uygulamaları, endüstriyel enerji verimliliği, döngüsel ekonomi izleme sistemleri, uzaktan çalışma, tele-tıp uygulamaları, dijital eğitim, hassas tarım, iklim risk analitiği ve tedarik zinciri şeffaflığı gibi alanlarda önemli katkılar sağlayabilmektedir.

 

Sektörde faaliyet gösteren şirketler açısından yenilenebilir enerji ile çalışan veri merkezleri, yapay zekâ destekli enerji optimizasyonu, düşük karbonlu bulut hizmetleri, döngüsel donanım yönetimi, yeşil yazılım geliştirme uygulamaları, sorumlu yapay zekâ sistemleri, kapsayıcı dijital hizmetler, siber dayanıklılık ve şeffaf ESG raporlaması önemli fırsat alanları olarak öne çıkmaktadır.

 

9. Önerilen Sürdürülebilirlik Göstergeleri

 

Bilgi ve İletişim sektöründe faaliyet gösteren şirketler için toplam elektrik tüketimi, yenilenebilir enerji kullanım oranı, Kapsam 1, Kapsam 2 ve Kapsam 3 sera gazı emisyonları, gelir veya veri işleme hacmi başına enerji yoğunluğu, veri merkezlerinde Güç Kullanım Etkinliği (PUE), Su Kullanım Etkinliği (WUE), Enerji Geri Kazanım Faktörü (ERF), sunucu kullanım oranı, ekipmanların ortalama kullanım ömrü, yenilenmiş veya yeniden kullanılan ekipman oranı, geri dönüştürülen elektronik atık miktarı, ESG açısından değerlendirilen tedarikçi oranı, kadın çalışan ve kadın yönetici oranı, çalışan başına eğitim saatleri, siber güvenlik olayları, veri ihlali vakaları, yapay zekâ etik değerlendirmeleri, erişilebilirlik uyumluluğu ve müşterilerin emisyon azaltımına katkı sağlayan dijital çözümler gibi göstergeler önem taşımaktadır.

 

10. Stratejik Öneriler

 

Bilgi ve İletişim sektöründe faaliyet gösteren şirketler bilim temelli emisyon azaltım hedefleri belirlemeli, yenilenebilir enerji kullanımını artırmalı, veri merkezlerinde enerji ve soğutma verimliliğini geliştirmeli, teknik olarak mümkün olan durumlarda atık ısı geri kazanım sistemleri kurmalı, donanım kullanım sürelerini uzatmalı, döngüsel satın alma politikaları benimsemeli ve tedarik zincirlerinden kaynaklanan Kapsam 3 emisyonlarını daha etkin şekilde yönetmelidir.

 

Ayrıca sorumlu yapay zekâ yönetişimi, güçlü siber güvenlik sistemleri, çalışan çeşitliliği ve kapsayıcılık politikaları ile dijital erişilebilirlik uygulamaları sürdürülebilirlik stratejisinin ayrılmaz parçaları haline getirilmelidir.

 

Yazılım şirketleri açısından yeşil yazılım geliştirme uygulamaları temel sürdürülebilirlik araçlarından biri haline gelmelidir. Verimli kodlama, iş yükü optimizasyonu, karbon farkındalıklı bilgi işlem, veri tekrarlarının azaltılması ve etkin veri depolama mimarileri bu yaklaşımın temel unsurlarını oluşturmaktadır. Telekomünikasyon şirketleri için ise yenilenebilir enerji destekli ağlar, enerji verimli 5G altyapıları, cihaz geri alma sistemleri ve dijital kapsayıcılık programları öncelikli alanlar olarak öne çıkmaktadır.

 

11. Genel Sürdürülebilirlik Görünümü

 

Bilgi ve İletişim sektörü Avrupa’nın ekonomik rekabet gücü, inovasyon kapasitesi ve dijital dönüşümü açısından kritik öneme sahiptir. Bununla birlikte sektörün sürdürülebilirlik profili giderek daha karmaşık hale gelmektedir. Sektör bir yandan diğer sektörlerde karbonsuzlaşmayı ve verimlilik artışını mümkün kılarken diğer yandan veri merkezleri, bulut bilişim ve yapay zekâ uygulamalarının büyümesi nedeniyle kendi çevresel ayak izini hızla artırmaktadır.

 

Gelecekte sürdürülebilirlik açısından başarılı olacak şirketler, sürdürülebilirliği yalnızca bir raporlama yükümlülüğü olarak değil; altyapı tasarımından yazılım geliştirmeye, donanım yönetiminden yönetişim sistemlerine ve sosyal kapsayıcılığa kadar tüm faaliyetlerinin temel tasarım ilkesi olarak benimseyen şirketler olacaktır.

 

Sektörün uzun vadeli sürdürülebilirlik performansı; dijital büyümenin enerji tüketiminden ayrıştırılıp ayrıştırılamayacağına, yenilenebilir enerji yatırımlarının ve enerji şebekelerinin yapay zekâ ve veri merkezi büyümesini karşılayıp karşılayamayacağına, elektronik ekipmanların kullanım ömürlerinin uzatılıp uzatılamayacağına ve dijital dönüşümün faydalarının toplumun tüm kesimlerine kapsayıcı şekilde ulaştırılıp ulaştırılamayacağına bağlı olacaktır.

bottom of page